top of page

EU AI Act Türk Şirketlerini Nasıl Etkileyecek?

  • 29 Tem
  • 4 dakikada okunur

Yapay zekâ teknolojilerinin iş süreçlerinde kullanımının yaygınlaşması, şirketler bakımından yeni hukuki ve uyum yükümlülüklerini de beraberinde getirmektedir. Bu alanda hazırlanmış en kapsamlı mevzuatlardan birisi olarak Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası (Regulation (EU) 2024/1689) (“EU AI Act”, “Yasa”), yalnızca yapay zekâ sistemlerini geliştiren şirketleri değil, belirli durumlarda bu sistemleri kullanan şirketleri de kapsayan risk temelli bir düzenleme getirmektedir.

AI Act hükümleri kademeli olarak yürürlüğe girmektedir. Bu kapsamda, 2 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla özellikle şeffaflık yükümlülükleri ile Yasanın uygulama ve yaptırım mekanizmaları yürürlüğe girecek; yüksek riskli yapay zekâ sistemlerine ilişkin yükümlülükler ise 2 Aralık 2027 tarihinden itibaren uygulanacaktır. Her ne kadar AI Act bir Avrupa Birliği düzenlemesi olsa da belirli şartların sağlanması hâlinde Türkiye'de kurulu şirketler de bu yükümlülüklere tabi olabilecektir.

AI Act'in Uygulama Alanı

AI Act'in 2. maddesi uyarınca, Yasa yalnızca Avrupa Birliği'nde yerleşik gerçek ve tüzel kişilere uygulanmamaktadır. Belirli koşulların varlığı hâlinde Avrupa Birliği dışında yerleşik şirketler de AI Act kapsamına girebilmektedir. Bu kapsamda, Türkiye'de kurulu bir şirket tarafından geliştirilen veya piyasaya sunulan yapay zekâ sisteminin Avrupa Birliği pazarına arz edilmesi ya da yapay zekâ sistemi tarafından üretilen çıktının Avrupa Birliği'nde kullanılması hâlinde AI Act hükümleri uygulama alanı bulabilecektir.

AI Act Kapsamında Şirketlerin Öncelikli Yükümlülükleri

AI Act kapsamında öngörülen yükümlülükler, şirketin yapay zekâ ekosistemindeki rolüne ve kullanılan yapay zekâ sisteminin risk seviyesine göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle şirketlerin ilk olarak AI Act kapsamında sağlayıcı (provider), yapay zekâ sistemini kullanan/devreye alan taraf (deployer), ithalatçı (importer) veya distribütör (distributor) sıfatlarından hangisini taşıdıklarını belirlemeleri önem arz etmektedir. Aynı şirket, farklı yapay zekâ sistemleri veya faaliyetleri bakımından birden fazla rolü aynı anda üstlenebilmektedir.

Sağlayıcılar (providers) bakımından yükümlülükler daha kapsamlı olup, özellikle yüksek riskli yapay zekâ sistemleri açısından risk yönetim sistemi kurulması, veri yönetişimi tedbirlerinin uygulanması, teknik dokümantasyonun hazırlanması, uygunluk değerlendirme süreçlerinin yürütülmesi, kullanım talimatlarının hazırlanması, piyasa sonrası izleme faaliyetlerinin yürütülmesi ve gerekli hâllerde ciddi olayların bildirilmesi gibi yükümlülükler öngörülmektedir. Ayrıca, belirli durumlarda bir yapay zekâ sisteminde esaslı değişiklik yapan veya sistemi kendi adı ya da ticari markası altında piyasaya arz eden kişi de AI Act kapsamında sağlayıcı olarak kabul edilebilmektedir.

Yapay zekâ sistemini kullanan/devreye alan taraflar (deployer) ise yapay zekâ sistemlerini sağlayıcı tarafından hazırlanan kullanım talimatlarına uygun şekilde kullanmak, sistemi kullanan çalışanların gerekli bilgi ve yetkinliğe sahip olmasını sağlamak, uygun olduğu ölçüde insan gözetimini tesis etmek ve yüksek riskli yapay zekâ sistemlerine ilişkin gerekli kayıtları muhafaza etmekle yükümlüdür. Ayrıca, yüksek riskli yapay zekâ sistemlerinin kullanımı sırasında ortaya çıkabilecek olaylar ile kişilerin sağlık, güvenliği veya temel haklarını etkileyebilecek riskler bakımından AI Act kapsamında öngörülen bildirim ve iş birliği yükümlülükleri de dikkate alınmalıdır.

İthalatçılar (importers) ve distribütörler (distributors) bakımından ise, özellikle yüksek riskli yapay zekâ sistemlerinin AB pazarına sunulmasından önce gerekli uygunluk değerlendirmelerinin, teknik dokümantasyonun ve diğer uyum gerekliliklerinin yerine getirilip getirilmediğinin doğrulanmasına yönelik yükümlülükler öngörülmektedir. Uyumsuzluk tespit edilmesi hâlinde ise sistemi piyasaya sunmama, gerekli düzeltici tedbirlerin alınmasını sağlama ve yetkili otoritelerle iş birliği yapma yükümlülükleri bulunmaktadır.

Türkiye'deki Şirketler Uyum Sürecine Nasıl Hazırlanmalı?

AI Act sadece AB pazarında yerleşik tarafların piyasaya sunduğu yapay zekâ sistemlerine değil, aynı zamanda üçüncü taraf ülkelerde geliştirilmekle birlikte AB pazarına sunulan yapay zekâ sistemlerine, yapay zekâ gömülü ürünlere ve çıktıları AB ülkelerinde kullanılması halinde, üçüncü taraf ülkelerde bulunan yapay zekâ sistemlerine de uygulanmaktadır. Dolayısıyla örneğin AB pazarına bu tür yapay zekâ sistemlerini sunan Türkiye'deki sağlayıcılar veya AB içinde olup Türkiye'den bu tür sistemleri ithal edenler bakımından da yükümlülükler doğmaktadır. Bu yükümlülükler teknik ve hukuki değerlendirmeleri, dolayısıyla farklı iş ekiplerinin ortak çalışmasını gerektiren yükümlülüklerdir. Türkiye'de yerleşik olup AB pazarına yapay zekâ sistemleri ve/veya yapay zekâ gömülü ürünler sunan veya sunmaya hazırlanan şirketlerin AI Act'e uyumluluk göstermesi gerekmektedir.

AI Act kapsamında öngörülen yükümlülüklere uyum sağlanabilmesi için şirketlerin öncelikle yapay zekâ kullanımına ilişkin mevcut durumlarını değerlendirmeleri önem taşımaktadır. Bu kapsamda şirket bünyesinde kullanılan yapay zekâ sistemlerinin tespit edilerek bir yapay zekâ envanterinin (AI Inventory) oluşturulması, kullanım amaçları ve risklerinin değerlendirilmesi, yapay zekâ kullanım politikasının hazırlanması, üçüncü taraf sağlayıcı değerlendirmesi (Vendor Due Diligence) ve çalışanların yapay zekâ okuryazarlığının (AI Literacy) artırılmasına yönelik eğitimlerin planlanması, uyum sürecinin temel unsurları arasında yer almaktadır.

Bunun yanında, yapay zekâ sistemlerinin kullanımının düzenli olarak gözden geçirilmesi, hukuki ve teknik risklerin izlenmesi ve gerekli hallerde insan gözetimi ile ek kontrol mekanizmalarının uygulanması, yapay zekâ yönetişimi (AI Governance) programının etkinliği bakımından önem arz etmektedir.

AI Act'e uyum çalışmaları yalnızca yapay zekâ sistemlerinin değerlendirilmesiyle sınırlı olmayıp; kişisel verilerin korunması, siber güvenlik ve bilgi güvenliği, tedarikçi yönetimi ve şirket içi kurumsal süreçler ile birlikte ele alınmalıdır.

AI Act'e Uyulmamasının Sonuçları

AI Act kapsamında öngörülen yükümlülüklere aykırılık hâlinde ihlalin niteliğine göre önemli idari para cezaları uygulanabilmektedir. Yasa kapsamında yasaklanan yapay zekâ uygulamalarına ilişkin ihlaller bakımından 35 milyon Avro veya şirketin bir önceki mali yıla ait dünya çapındaki toplam yıllık cirosunun %7'sine kadar; yüksek riskli yapay zekâ sistemlerine ilişkin belirli yükümlülüklerin ihlali hâlinde ise 15 milyon Avro veya küresel yıllık cironun %3'üne kadar idari para cezası öngörülmektedir. Bu nedenle şirketlerin AI Act kapsamındaki yükümlülüklerini yalnızca düzenleyici uyum açısından değil, finansal ve itibari riskler bakımından da değerlendirmeleri önem arz etmektedir.

Türkiye'deki Düzenleyici Gelişmeler

Türkiye'de yapay zekâ alanındaki düzenleyici gelişmeler de hız kazanmıştır. Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından üretken yapay zekâ araçlarının kullanımına ilişkin rehberler yayımlanmış, yapay zekâya ilişkin kanun teklifleri Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınmış ve kamu kurumları nezdinde yapay zekâ yönetişimine ilişkin yeni kurumsal yapılanmalar oluşturulmuştur. Bu gelişmeler, yapay zekâ kullanımının Türkiye bakımından da yalnızca teknolojik bir konu olarak değil, sektörel düzenlemeler ve uyum yükümlülükleri çerçevesinde ele alınmaya başlandığını göstermektedir.

Türkiye'nin AB mevzuatındaki gelişmeleri, özellikle kişisel verilerin korunması ve dijital düzenlemeler alanında yakından takip eden mevzuat politikası dikkate alındığında, yapay zekâ alanında ilerleyen dönemde yapılabilecek ulusal düzenlemelerin de AI Act'te benimsenen risk temelli yaklaşım ve temel uyum yükümlülükleriyle büyük ölçüde paralellik göstermesi beklenmektedir.

Sonuç

AI Act, AB dışında yerleşik şirketler bakımından da belirli koşullar altında uygulama alanı bulabilen ve bu yönüyle Türkiye'de faaliyet gösteren şirketleri de etkileyebilecek bir düzenlemedir. Özellikle yapay zekâ sistemlerinin çıktılarının Avrupa Birliği'nde kullanılması veya şirketlerin Avrupa Birliği pazarına yönelik faaliyetlerde bulunması hâlinde, AI Act kapsamındaki yükümlülüklerin dikkate alınması önem taşımaktadır.

Bu çerçevede, şirketlerin AI Act kapsamındaki rollerini belirlemeleri, kullandıkları yapay zekâ sistemlerini ve bunlardan kaynaklanabilecek riskleri değerlendirmeleri, yapay zekâ kullanımına ilişkin kurumsal politika ve prosedürleri oluşturmaları, çalışan farkındalığını artırmaları ve yapay zekâ sağlayıcılarını uyum perspektifiyle değerlendirmeleri, olası hukuki ve ticari risklerin yönetilmesi bakımından önem arz etmektedir.

bottom of page