Ceza Muhakemesi Süreçlerinde Genetik Verilerin İşlenmesine İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı
- 31 Mar
- 2 dakikada okunur
Selin Çetin Kumkumoğlu
Danışman
Yaren Alparslan
Anayasa Mahkemesi’nin (“Mahkeme”) 18 Mart 2026 tarih ve 33200 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2025/141 esas sayılı, 2025/274 karar sayılı ve 25 Aralık 2025 tarihli kararı (“Karar”), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) genetik verilerin işlenmesi ve imhasına ilişkin bazı hükümlerinin, kişisel verilerin korunması hakkı bakımından yeterli güvenceleri içerip içermediğine odaklanmaktadır. İstanbul Anadolu 90. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan itiraz başvurusu kapsamında özellikle CMK’nın 80. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile 82. maddesi (madde 80/2 hükmü yönünden) incelenmiştir.
Uyuşmazlığın temelini, ceza muhakemesi sürecinde şüpheli, sanık veya mağdurlardan elde edilen genetik verilerin hangi koşullarda saklanacağı ve ne şekilde imha edileceğinin yeterince açık ve öngörülebilir biçimde düzenlenip düzenlenmediği oluşturmaktadır. Mahkeme, öncelikle genetik verilerin niteliğini değerlendirerek bu verilerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında (“KVKK”) özel nitelikli kişisel veri olduğunu ve bu nedenle daha sıkı anayasal güvencelere tabi tutulması gerektiğini vurgulamıştır.
Mahkeme değerlendirmelerinde KVKK madde 28 uyarınca ceza soruşturması ve kovuşturması kapsamında işlenen kişisel verilerin KVKK kapsamı dışında kaldığına değinerek, bu durumun ceza muhakemesi süreçlerinde işlenen genetik veriler bakımından temel güvencelerin doğrudan ilgili kanun hükümlerinde düzenlenmesini zorunlu kıldığını belirtmiştir.
Bu çerçevede Mahkeme CMK madde 80/2 hükmünü inceleyerek, söz konusu düzenlemenin yalnızca kovuşturmaya yer olmadığı kararı, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı gibi belirli hallerde genetik verilerin derhal imha edilmesini öngördüğünü, ancak bu haller dışında kalan durumlarda (örneğin mahkumiyet, davanın reddi veya düşmesi) verilerin ne kadar süreyle saklanacağı, hangi şartlarda imha edileceği, ilgili kişilerin bu verilere erişim ve silme talep haklarının bulunup bulunmadığı gibi temel hususlara ilişkin herhangi bir düzenleme içermediğini tespit etmiştir. Bu eksiklik, genetik verilerin süresiz veya belirsiz sürelerle saklanabilmesine imkan tanıyabilecek nitelikte görülmüştür.
Mahkeme’ye göre, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına yönelik sınırlamaların Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleri uyarınca kanunla, belirli, öngörülebilir ve keyfiliğe karşı koruyucu güvenceler içerecek şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. İncelenen kuralın ise bu nitelikleri taşımadığı, veri işleme sürecinin kapsamı, süresi ve sınırları bakımından yeterli hukuki çerçeveyi ortaya koymadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle kuralın kanunilik şartını sağlamadığı ve ölçülülük ilkesiyle de bağdaşmadığı değerlendirilmiştir.
CMK’nın 82. maddesi yönünden yapılan incelemede ise Mahkeme, genetik verilerin elde edilmesi, saklanması ve imhasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenlenmesinin öngörülmesini ayrıca değerlendirmiştir. Bu kapsamda temel hak ve özgürlükleri sınırlayan alanlarda esaslı düzenlemelerin kanunla yapılması zorunluluğuna dikkat çekilmiştir. Öte yandan, ilgili hükümde genetik verilerin saklanması, imhası, veri sahiplerinin hakları ve başvuru yolları gibi temel hususlarda herhangi bir yasal çerçeve çizilmeksizin düzenleme yetkisinin idareye bırakılmasının, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi ve kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, CMK madde 80/2 ile madde 82’nin (80/2 hükmü yönünden) Anayasa’nın 13 ve 20. maddelerine aykırı olduğuna ve iptallerine oy çokluğuyla karar vermiştir. Mahkeme iptal kararlarının doğuracağı hukuki boşluğun kamu yararını zedeleyebileceğini değerlendirerek, iptal hükümlerinin Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine hükmetmiştir.
Değerlendirme
Bu karar, ceza muhakemesi süreçlerinde elde edilen genetik verilerin işlenmesine ilişkin olarak kanun koyucunun daha ayrıntılı, açık ve güvenceli bir düzenleme yapma yükümlülüğünü ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır.
