top of page

Anayasa Mahkemesi Nafaka Düzenlemesindeki "Süresiz Olarak" İbaresini İptal Etti!

2 Eki
2 dakikada okunur

30/09/2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 4/6/2026 tarihli ve 2025/156 Esas ve 2026/131 Karar sayılı kararla Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'nun (“TMK”) 175. maddesinin birinci fıkrasındaki "süresiz olarak" ibaresini iptal etmiştir. İptal hükmü, kararın Resmi Gazete'de yayımından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Karar, nafaka süresinin somut olayın koşullarına göre belirlenmesi yönünde bir düzenleme ihtiyacına işaret etmekte; bu düzenlemenin içeriğini kanun koyucuya bırakmaktadır.

Karar, Antalya 12. Aile Mahkemesi'nin itiraz başvurusu üzerine verilmiştir. Başvuruda Anayasa'nın 2., 10., 20., 35. ve 41. maddelerine aykırılık ileri sürülmüştür. Anayasa Mahkemesi kuralı ilgisi nedeniyle 5. ve 17. maddeler yönünden de incelemiştir. İptal kararı yalnızca “süresiz olarak” ibaresini kapsamaktadır. Yoksulluk nafakası kurumunun tamamı, 175. maddenin diğer koşulları ve çocuk için hükmedilen iştirak nafakası iptal kapsamında değildir.

Kanun metni, süresiz nafaka talebine imkân tanımakta, ancak her durumda süresiz nafakaya hükmedilmesini açıkça zorunlu kılmamaktadır. Buna karşılık yerleşik yargısal uygulama kuralı emredici kabul etmekte ve hâkime süre konusunda takdir yetkisi tanımamaktadır. Anayasa Mahkemesi, kuralın bu hâliyle yeterince açık ve belirli bir düzenleme niteliği taşımadığını belirtmiştir. Kuralın süresiz ödeme yükümlülüğü doğurması, nafaka borçlusunun maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı bakımından da değerlendirilmiştir. Devletin Anayasa’nın 5. ve 17. maddelerinden doğan pozitif yükümlülüğü, taraflar arasında makul bir denge kurulmasını gerektirmektedir. Bu bağlamda, evlilik süresi, tarafların yaşı, eğitimi ve sağlığı, alacaklının ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılama kapasitesi gibi ölçütlerin dikkate alınması önem taşımaktadır.

İptal kararının gerekçesinde; TMK 176. madde kapsamında irat biçiminde hükmedilecek nafakada hâkime süre belirleme yetkisi tanınması ve bunun için belirli, öngörülebilir bir çerçeve oluşturulması gerektiği belirtilmiştir. Gerektiğinde sürenin uzatılması veya yaşam boyu nafakanın da mümkün olması gerektiği ve bunu gerektiren koşulların kuralda açıkça düzenlenmesi gerektiği ortaya konmuştur. Kural Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı bulunmuş, 20. ve 41. maddeler yönünden ayrıca inceleme yapılmamış, 10. ve 35. maddelerle ise ilgi kurulmamıştır.

İptal kararı, üç üyenin karşı oyuna karşılık oyçokluğuyla verilmiştir. Üyelerden biri ise iptal kararına farklı gerekçeyle katılmış; iptalin Anayasa’nın 5. ve 17. maddelerindeki denge değerlendirmesine değil, yalnızca 2. maddesindeki belirlilik ilkesine dayandırılması gerektiğini belirtmiştir. İptal kararının yürürlüğe girmesinin dokuz ay ertelenmesi oybirliğiyle kararlaştırılmıştır. Bunun gerekçesi, iptalle doğacak hukuki boşluğun kamu yararını ihlal edebilecek olması olarak belirtilmiştir.

Karşı oy yazısında ise nafakanın ölçütünün geçen zaman değil yoksulluğun devamı olduğu ortaya konmuştur. Buna göre; ev içi emek ve bakım yükü nedeniyle gelir elde etme kapasitesi azalan eşin korunması, Anayasa’nın 10. ve 41. maddeleri bağlamında fiilî eşitlik açısından da önem taşımaktadır. TMK 176. maddedeki artırma, azaltma ve kaldırma mekanizmaları borçlunun menfaatlerini korumaktadır. Sorunun, kuralın anayasal geçerliliğinden çok yorum ve uygulamadan kaynaklandığı belirtilmiştir. Nafaka modelinin seçiminin yasama organının takdirinde olduğu da eklenmiştir. Karşı oy yazısında ayrıca Anayasa Mahkemesi'nin 17/5/2012 tarihli ve 2011/136 Esas ve 2012/72 Karar sayılı kararından ayrılmayı gerektiren yeni bir gerekçe bulunmadığı da belirtilmiştir.

Sonuç olarak; iptal hükmünün yürürlüğü ertelendiğinden “süresiz olarak” ibaresi yayım tarihinde yürürlükten kalkmamıştır. Karar, mevcut nafaka kararlarını kendiliğinden sona erdirmemekte ve ödemelerin durdurulmasını öngörmemektedir. Anayasa Mahkemesi bir yıl, beş yıl veya evlilik süresi gibi bir üst sınır da koymamıştır. Gerekçedeki somut koşullara göre süre belirleme yaklaşımı yeni bir sayısal süre kuralı olarak değerlendirilmemeli, mevcut nafaka kararları ve derdest davalar bakımından sonuçlar, yürürlük takvimi, olası yasal düzenleme ve yargısal değerlendirmeler çerçevesinde ele alınmalıdır. Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin TMK 176. madde mekanizmaları iptal kapsamı dışındadır.

bottom of page